
Serahatun camiinin daşları bile mübarekdir oğul. Neçe alimler, fazıllar görmüşdür. Temeli harcı mübarekdir. Sare Hatun yapdırmış amma öle galmamış, tamir edilmiş, böyümüş. Ahan o ögünde ki daş avlu, şennig zemanlarında dolar daşardı. Cemaat dağılır her vakıtta ikinci, üçüncü bi cemaat daha toplanurdu.
Gıble duvarında üzeri yazılı bi daş var ki o böyüklügünnen oraya gonmasının heç mümkünü yoh. Rivayete göre Hızır aleyhisselam goymuş o daşı. Serahatun?da cemaat olmak bile meseleyken bi de oranın hocası neçe olur varın hesabedin. Rehmetli Deli Hoca vardı, Serahatunun hocası, böyüg çoh böyüg alimdi.
Niye mi ?deli? demişler. Oğlum bu memleketin delisi de boldur velisi de. Kimse kim delidir kim velidir bilemez.
Deli Hoca o gader böyük bi alimdi ki, kölgesi ağır, hökümlü adam oldugundan kimse yanına yahlaşıp da bi soru sormaya bile ceseret edemezdi. Bi gün camiden çıhmış, evi de Malbutlu?nun bahçesinden ilerde oraya dorğu gidi, arhası sıra bi adam onnan bereber, mübarek annamış ki herifin bi haceti var, bi soru soracah, bi türlü ceseret edip yanına gidip soracağını hacetini söliyemi. Deli Hoca dar zuvahta dönmüş, gocca gavuğu başında, ellerini galdırmış, başlamış şıkıdım şıkıdım oynamağa. Herif şaşurduğundan düşüp bayılacah, - ?oğlum demiş, nedir arham sıra yürip durusin, gel, ne diyeceksen de, zahar biz de senin gibi bi adamıh?
Annadız mı yegenim ? Adı galmış ?deli?. Ne delisi babam, bildigiz deli del zahar. Deli denmesinin sebebi sizin gibi bi adam degil demekdir. Deli Hoca mübaregin çoh meselesi vardır daha amma diyecegim o degil. Diyecegim o ki bi terafda Deli Hoca gibi böyük zatlat var öbir terafda da Muşup gibi adamlar.
Şindi ikindi nemazından cemaat dağılmış. Yetişemeyen on onbeş gişi toplanmışlar nemaz gılalar, bi de imam ariler ki cemaat olalar. Muşub?un da ordan geçecegi dutmuş. Heman çevirmişler yoldan ;
- ?Muşub gel bize nemaz gıldır? demişler. Muşub ;
- ?Babam delirdiz mi ? Ben nası nemaz gıldıram? dedikçe onnar :
- ?Niye senin baban da deden de melmeketin en böyük hocalarından biri, sen onnarın ahfadı olasın, ögümüze düşüp nemaz gıldıramıyasın olacah iş mi ?? demişler. Muşub :
- ?Peki olur, siz bilirsiz.? Demiş.
Caminin çeşmesinden abdest almış, camiye girmişler, son cemeat mahalline geçmişler, Muşub imam, bunnar cemaat namaza başlamışlar. Muşub ikindi nemazının ilk iki rekatını hassa gıldırmış. Üçüncü rekata başlamış, rüku, secde. Birinci secdedeyken yavaşca gahmış, cağların üzerinden atlamış, sine sine camiden dışarı sıvışmış. Millet bekli ki birinci secdeden gaha ikinci secdeye yatalar. Bi bekle yoh, iki bekle yoh. Namazı bozsalar bi türlü. İmamı bekleseler gahacağı yoh, ?subhanerabbiyelala? üç olmuş, otuzüç olmuş, kırhüç olmuş, Muşubdan ses seda yoh.
Ahırı bi tenesi yavaşça gafayı galdırıp bi bahmış ki imam yerinde yoh.
- ?Una gahın demiş, vay anassını avradı bilmem ne ettügümün Muşubu, gomuş gaçmış?
Gaçar ya, gaçar yaaa. Muşuba gel bize namaz gıldır diyen eşşege Muşubun yaptıgı az bile. Cemaata göre imam.
Yegenim size bişe diyem mi ? Ahan bu gün olmuş bişe degişmemiş ha. O adamlar gibi bi çoh adam Muşub gibi imamların peşinden yürüyüp gitmekte berdevamlar. Rezilliğin bini bi para.
E , he diyim daha...












